| • intihar mektubu |
| 1. | bir insanın yazacağı son ve en güzel mektup** örneklemek gerekirse korktuğumdan değil vallahi; garipsiyorum sadece. hatırlıyorum birazcık da.. su renksizken deniz nasıl mavi oluyor diye merak ettiğim yaz günlerini hatırlıyorum. yosunların kirlettiği bir lacivertte yüzerken, suyun dibini göremediğim için ayaklarımın tabanını rahatsız eden sertliklerden huylandığımı hatırlıyorum. ve hemen ardından hızla koşmaya çalıştığımı ancak bir türlü süratlenemediğimi hatırlıyorum dalgaların manisiyle. huysuz esen rüzgarın tenime kırbaç sertliğinde kumları taradığı bir günbatımı şekerlemesinde, bu defa da havanın renksiz olduğu geliveriyor aklıma. hava renksizken gökyüzü nasıl mavi oluyor diye merak ettiğim yaz günlerini hatırlıyorum ben. derken iftar çadırı kuyrukları geliyor gözümün önüne. daha ikindi ezanı bile okunmadan kaldırıma oturmuş fukaraların, ben üzerimdeki kalın paltoyla üşürken, pörsümüş ve bin bir cefanın ter kokularını yayan oduncu gömleklerini, lisedeyken giymekten nefret ettiğim gri ve incecik kumaş pantolonlarını, benim ayakkabımın onda biri fiyatındaki en yenisi üç yıllık çamurlu ayakkabılarını hatırlıyorum kimi zamanlar. korktuğumdan değil vallahi; garipsiyorum sadece. gülümsüyorum birazcık da.. gamzelerden bir krater haritası oluyor suratım. ilkokuldaki kız arkadaşımın bir akşam çıkışı vakti, servis minibüslerinin sıralandığı o yokuş kaldırımın ani bir tenhalığında, apansız beni yanaklarımdan öpüşüne ve koca adımlarla hızla uzaklaşmasına gülümsüyorum sinsi sinsi. yılbaşı dansözlerinin çıplaklığından şikayetçi babaannemin ‘cık cık’larına, altın günü misafirlerinin talihsiz olaylar karşısındaki ‘vah vah’larına ve rakip takımdan yıldız bir futbolcunun sakatlanmasından hoşnut kıraathane müdavimlerinin ‘oh oh’larına gülümsüyorum hıçkıra hıçkıra. sonra diğerleri ziyaretime geliyor. ana haber bültenlerinin kenar mahalleleri konu alan görüntülerinde, lağım sularında top koşturan çıplak ayaklı çocukları gölgeleyen seçim öncesi parti bayraklarına gülümsüyorum. gülümsüyorum, özel okul servisi eve yirmi metre uzaklıkta bıraktığı için babasına veryansın eden bir öğrenciye. gülümsüyorum çünkü okuma arzusuyla yanıp tutuşan felçli oğlunu on kilometre uzaklıktaki döküntü okula her gün sırtında taşıyarak getirip götüren bir annenin gıkı bile çıkmıyor. ‘yoruluyor musun?’ diye soranlara o da benim gibi gülümsüyor. bu yüzden ben de gülümsüyorum. korktuğumdan değil vallahi; garipsiyorum sadece. seviniyorum birazcık da.. dişli avrupa takımlarını teker teker dize getirdikten sonra gelip de kötü bir sezon geçiren fenerbahçe’ye yeniliveren galatasaray’ı bir daha göremeyeceğim için seviniyorum. rasgele kurulan takımların halı saha maçında, kaleci olmadığından ötürü her oyuncunun bir gol yeme süresince kalede bulunacağı bir sistemde, sıranın bana geldikten sonra ne hikmetse karşı takımın bir türlü gol atmamasının bundan böyle içimi kemirmeyeceği için seviniyorum. sevindiğim daha bir çok şey var. en çok da seviniyorum zaten. yaşarken çok az sevindiğim için bu kadar seviniyorum belki de. sevinme sırası artık bende. daha önce bir işi gerçekleştirmek için bu kadar seçenek, bu kadar alternatif hiç sunulmamıştı bana. tercihimi keyfime göre yapacağım için seviniyorum. çatıya çıkmayayım en iyisi, yükseklik korkum var benim. bileklerimi kesemem, çok tatlıdır benim canım. ağaçları severim daha ziyade. dar ağacında son bulacağım için, ah ne çok seviniyorum! aslında hazzetmediğim tek canlı familyası olan böceklerden, artık ürpermeyeceğim için seviniyorum. talan edilecek etlerim, dirhem dirhem koparılırken canım acımayacak diye seviniyorum. oysa ne çok haykırırdım yaşarken, ruhum yudum yudum emildiği için. ve artık emen ben olacağım için seviniyorum, çisil çisil sağanakları. seviniyorum çünkü toprak kokacak bundan sonra ülkem ve ben tavla oynayacağım benim gibi toprak olmuş diğer vatandaşlarımla. korktuğumdan değil vallahi; garipsiyorum sadece. ağlıyorum birazcık da.. ailemi ve beni sevenleri üzeceğim için ağlıyorum. beni sevmeyenleri güldüreceğim için ağlıyorum. yaşlı başlı amcalar, başörtülü teyzeler! siz bilmiyorsunuz belki ama, giyinişime ve saçlarıma ters ters baktığınız ben, bazen de sizler için gizli gizli ağlıyorum. korkaklara ağlıyorum, otobüs kuyruklarında dahi, sıranın önüne geçmek maksadıyla şebek olanlara göz yumulmasına. çekingenlere ağlıyorum, sınıfın en güzel kızına ‘bizi ne yapsın’ gözüyle bakıp, deneyim kazanmak uğruna çirkinlerle çıkanlara. ağlıyorum ben. ağladıkça dağlar yeşerir mi bilmiyorum. ağlıyorum ama güneşi bir türlü tutamıyorum. bir laf vardır ya, ‘hıncımı senden almayayım!’ diye, ‘yakınlarıma patlıyorum’un ağabeyidir bu ve ben ne zaman duysam bu biraderleri, psikolojiye bile ağlıyorum. yalandır bu biraderler, inanmayın. bunların hepsi dolandır, kanmayın. seslerin hiç yükselmediği bir masalı dinlerken ben ağlıyorum kuytu köşe. korktuğumdan değil vallahi; garipsiyorum sadece. merak ediyorum birazcık da.. merak kediyi öldürür derler ya, ben öleceğim için merak ediyorum. cennete mi gidiyorum yoksa cehenneme mi? belki de bambaşka bir yere. gideceğim yeri tarif edecek biri çıkacak mı karşıma, çok merak ediyorum? çünkü ben yaşarken hep şaşırırdım yolları. ben ölünce ruhum çıplak mı kalacak, merakımdan çatlıyorum? çünkü ben yaşarken hep utanırdım da. merak ediyorum deli gibi. heyecanlıyım biraz da. hurilere en güzide esprilerimi ya da zebanilere en duyulmadık küfürlerimi saklıyorum. pişman olacak mıyım, merak ediyorum? ben ölünce geriye, pişman olacak bir ben kalacak mı diye merak ediyorum? eğer bir hayalet olursam, kimlerin kabuslarına gece yarıları karabasan gibi çökeceğimi ise hiç merak etmiyorum. isimleri tek tek zihnimde çünkü, esprilerim ve küfürlerim gibi. ama ben merak ediyorum, ölünce unutacak mıyım her şeyi? sevda türkülerim uçup gidecek mi zihnimden? yazdığım şiirleri hatırlayacak mıyım? eski aşklarım ne renk bakardı, gökkuşağından seçebilecek miyim? yolculuklarda midem bulanır, merak ediyorum yine bulanacak mı? yoksa bundan böyle ben artık kusmayacak mıyım? yaşarken hep kan kusardım da. bundan sonra acıkmayacak mıyım? yaşarken en büyük silleleri yemek hep bana kısmet olurdu da. artık üşümeyecek miyim ben, merak ediyorum? içten öpmeyecek miyim bir daha? burnumda tütmeyecek mi sevdiklerim. ha bu arada, merak ediyorum kimi rahmetlilerin adreslerini orada bulabilecek miyim? garipsediğimden değil vallahi; korkuyorum sadece. sanki.. sanki titriyorum birazcık da.. dünya ziyaretleri kısa olurmuş. imtihan ya ne de olsa, soruları boş bırakıp çıkıyorum. dört yanlışlar hepinize! |
| (cello bubali, 25.07.2007 23:18:01 ~ 28.07.2007 13:27:36) | |
|
|
|
| 2. | başımız saolsun dedirten mektup. |
| (short instrumental break, 25.07.2007 23:23:15 ~ ) | |
|
|
|
| 3. | kurt cobain'in kaleminden çıkan ise budur; daha çocukça şikayetleri olan, tükenmiş, deneyimli bir ahmağın ağzından konuşuyor olmak. bu bayağı kolay anlaşılabilir bir not olmalı. yıllar boyunca, diyelim ki, cemiyetimizin serbestliği ve benimsemesi ile ilgili ahlak punk rock 101 derslerinden alınan öğütlerin ne kadar doğru olduğunu kanıtlamıştır. çok uzun yıllardır okuyup yazmakla birlikte dinlemekten, yaratmaktan da olduğu gibi heyecan almadım. bunlar için kelimelerle anlatılamayacak bir suçluluk duyuyorum. mesela sahne arkasındayken ve ışıklar sönüp kalabalığın çılgın tezahüratı karşısında, beni hayran olduğum ve kıskandığım freddy mercury'e olduğu gibi etkilemedi. gerçek şu ki sizi aptal yerine koyamam. hiçbirinizi. bu basitçe ne sizin ne de benim için adil değil. aklıma gelen en kötü suç, insanlara karşı sahtekarlık yapıp %100 eğleniyormuşum gibi görünerek dolap çevirmek. bazen sahneye çıkmadan önce saati yumruklamak, zamanı durdurmak geçiyor içimden. kulisteyken, ışıklar söndüğünde duyduğum çığlıklar da etkilemiyor beni. gücümün yettiğince değer vermek için her şeyi denedim ve deniyorum. tanrım, inan bana deniyorum, ama bu yeterli olmuyor. benim ve bizim birçok insanı etkilediğimiz ve eğlendirdiğimiz gerçeğine saygı duyuyorum. elden kaybolduktan sonra kıymet veren biri, o narsistlerden biri olur. ben çok hassasım. bir zamanlar bir çocukken sahip olduğum hevesi yeniden kazanmak için biraz uyuşmaya ihtiyacım var. son üç turumuzda şahsen tanıdıklarıma ve müziğimizin hayranı olan tüm insanlara daha çok değer verdim, ama hâlâ herkes için beslediğim asabiyet, suçluluk ve anlayışı aşamadım. hepinizin içinde iyilik var ve sanırım insanları çok fazla seviyorum. öyle çok ki, bu beni mutsuz hissettiriyor. üzgün, küçük, hassas, değer vermeyen balık burcu. isa oğlum! neden tadını çıkarmıyorsunuz? bilmiyorum! ihtiras ve anlayış yemini eden cazibeli bir karım var ve bana eski halimi çok fazla hatırlatan bir kızım. sevgi ve neşe dolu, her gördüğü insanı öpüyor çünkü herkes çok iyidir ve ona kimse zarar vermez! frances' in üzgün, kendine zarar veren, ölü bir rock'çı olduğumu düşünecek olmasına dayanamıyorum. iyi yapıyorum, çok iyi. ve minnettarım, ama yedi yaşından beri insanlara karşı genel bir nefret duydum... sırf insanlara iyi geçinmek ve anlayış sahibi olmak çok kolay görünüyor diye. anlayış! sanırım sadece insanları çok sevdiğim ve onlara çok üzüldüğüm için. geçen yıllar boyunca mektuplarınız ve ilginiz için alevler içindeki mide ağrısı cehenneminden hepinize teşekkür ediyorum. ben çok kararsızım, ümitsizim! artık eski tutkum yok, ve şunu hatırla, sönüp gitmektense yanmak daha iyidir. barış, sevgi ve hoşgörü dileğiyle, frances ve courtney sunaginizda olacagim. lutfen devam et courtney. frances icin hayati cok daha mutlu olacak bensiz... sizi seviyorum, sizi seviyorum! |
| (frigoferio, 25.07.2007 23:24:54 ~ ) | |
|
|
|
| 4. | kimsenin, hiçbir şekilde yaşamdan umudunu kesip yazmamasını dilediğimiz mektup. |
| (anktan, 25.07.2007 23:26:13 ~ ) | |
|
|
|
| 5. | sahibine cevap yazılamayan, yazsılsa da atılamayan mektuplardır. |
| (frigoferio, 26.07.2007 00:19:03 ~ ) | |
|
|
|
| 6. | bitti... |
| (ubist, 05.08.2007 01:01:45 ~ ) | |
|
|
|
| 7. | okuduğumuz en dokunaklı intihar mektubu virginia woolftarafından yazılmıştır. "saatler"filmini izleyenler filmin açılışında hem yazarın intiharını izler hem de kendi sesinden yazdığı son mektubu dinler. 'dearest, i feel certain i am going mad again. i feel we can't go through another of those terrible times. and i shan't recover this time. i begin to hear voices, and i can't concentrate. so i am doing what seems the best thing to do. you have given me the greatest possible happiness. you have been in every way all that anyone could be. i don't think two people could have been happier till this terrible disease came. i can't fight any longer. i know that i am spoiling your life, that without me you could work. and you will i know. you see i can't even write this properly. i can't read. what i want to say is i owe all the happiness of my life to you. you have been entirely patient with me and incredibly good. i want to say that - everybody knows it. if anybody could have saved me it would have been you. everything has gone from me but the certainty of your goodness. i can't go on spoiling your life any longer. i don't think two people could have been happier than we have been. "tekrar delirmeye başladığımı hissediyorum. o korkunç günleri yeniden yaşamaya katlanamayacağımızı hissediyorum. bu kez iyileşemeyeceğim üstelik. sesler duymaya başladım. konsantre olamıyorum. bu yüzden yapılması en doğru gelen şeyi yapıyorum. bana mutlulukların en büyüğünü verdin. bir insanın olabileceği her yerde hep yanımdaydın. bu korkunç hastalığa yakalanıncaya kadar, bizden daha mutlu iki insan daha olabildiğine inanmıyorum. daha fazla savaşamıyorum. senin yaşamını da mahvettiğimi biliyorum. ben olmasam çalışmaya da devam edebilirsin. ve edeceksin de, bunu biliyorum. görüyorsun bunu bile doğru dürüst yazamıyorum. okuyamıyorum. söylemek istediğim şudur ki; kendi yaşamımın en büyük mutluluğunu sana borçluyum. bana karşı tamamiyle sabırlı ve inanılmaz iyiydin. söylemek istiyorum ki-- bunu herkes biliyor. eğer beni herhangi bir kişi kurtarabilecek olsaydı, o kişi sen olurdun. senin iyiliğine duyduğum güven dışında herşeyimi kaybettim. artık yaşamını daha fazla mahvetmeye devam edemem. hiç kimsenin, bizim mutlu olabileceğimizden daha fazla mutlu olabileceğine inanmıyorum." |
| (maurice34, 30.09.2007 05:29:34 ~ ) | |
|
|
|
| 8. | "kendimi intihar ediyorum" diyerek türkçeyi katleden insanın yazdığı veda mektubu. |
| (kimbuki, 11.11.2007 20:10:42 ~ ) | |
|
|
|
| 9. | intihar etmek için kullanılan oldukça ölümcül mektup tipi. |
| (begenmezsenbuzdolabinakoy, 02.06.2008 03:50:13 ~ ) | |
|
|
|