Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kaos GL Derneği, 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü kapsamında mülteci hakları eğitimi ve film gösterimi düzenliyor. Perşembe günü saat 14:00 – 17:00 arasında Kaos Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek eğitimin ardından saat 21:00’de Roxanne’de “Circumstance” adlı film gösterimi yapılacak.


Mülteci Hakları Eğitimi, Kaos Kültür Merkezi’nde Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi’nden Cahide Sarı ve Volkan Görendağ ile Kaos GL Derneği’nden Hayriye Kara tarafından verilecek. Sarı temel insan hakları kavramlarını, Görendağ mülteci ve sığınmacıların hukukî hakları ve sorunları ile Türkiye’ye sığınan Suriyelilerin statüsünü, Kara ise Türkiye’deki LGBT mülteci ve sığınmacıların karşılaştıkları sorunları anlatıp tartışmaya açacak. Eğitim, sadece Kaos GL Derneği üye ve gönüllülerine açık olacak.

Dünya Mülteciler Günü vesilesiyle Roxanne’de yönetmenliğini Maryam Keshavarz’ın yaptığı “Circumstance” adlı film gösterimi yapılacak. !f İstanbul 2012’de de gösterilen film, 2011 yılında Sundance’te İzleyici Ödülü’nü kazandı. Film, İran’ın underground dünyasını iki genç kızın aşkı ve özgürlük mücadelesi üzerinden konu ediniyor.


Haber/İlgi Bağlantıları; https://www.facebook.com/events/405445639571660/

Vicious 2013
Vicious 2013
Stuart(Derek Jacobi) ve Freddie (Ian McKellen) 50 yıldır aynı evi paylaşan, bir çifttir. Üst katlarına taşınan Ash (Iwan Rheon) onlar için "taze kan" olurken, yakın arkadaşları Frances de la Tour, isterik bir kadını canlandırıyor.

Neredeyse tüm zamanlarını evin içinde geçen iki yaşlı eşcinselden 3 dizi için senaryo çıkacağı aşikarken, bugüne değin yapılmaması da büyük kayıp.H.MadiSözlük


 

IMDB:7.1


 

Soderbergh son filmi Şamdanın Arkası (Behind the Candelabra) ve eşcinsel hakları konusundaki soruluarı yanıtladı.
"Bundan 50 yıl sonra bugünkü yaklaşımımız hakkında ne düşüneceğimizi merak ediyorum. Baktığımızda bundan 50 yıl önce Amerika Birleşik Devletleri’nde insan hakları yasası dahi yoktu. Şimdi ise bu bizim genlerimizin bir parçası gibi. Eşcinsel hakları konusunda bundan 50 yıl sonra geriye baktığımızda bunun neden bu kadar uzun bir tartışma konusu olduğunu dahi anlamayacağımızı umuyorum. Euronews"
Behind the Candelabra

Yönetmen: Pedro Almodovar
Oyuncular: Antonio Banderas, Penelope Cruz, Willy Toledo, Hugo Silva, Antonio De La Torre, Carlos Areces, Raul Arévalo, Miguel Ángel Silvestre, Paz Vega, Blanca Suárez, Lola Dueñas




Kahramanlarımız Mexico City´ye giden bir uçakta... Havada sorunlar yaşanmaya başladığı anda yolcular uçağın düşeceğini düşünerek en mahrem sırlarını itiraf etmeye geçiverir. Almodovar´ın alıştığımız oyuncularının yanı sıra Antonio Banderas, Penélope Cruz ve Paz Vega da filmde ufak rollerde karşımıza çıkıyor.
LGBT Tema

Gösterim Tarihi: Türkiye 10-Mayıs-2013


http://www.losamantespasajeros.com/

Alışılagelen Ankara imajı kafalarda her zaman gri bir orta sınıf memur kentidir. Bu sergi sizlere Ankara’nın başka bir yüzünü göstermeyi hedefliyor. 

Etlik’ten Cebeci’ye, Ayrancı’dan Seyran’a, Esat’tan Kolej’e kentin sadece birkaç bölgesinde var olabilen transseksüel kadınların portrelerini, öykülerini, çalışmalarını, hayata dair görüşlerini, sisteme olan isyanlarını, günlük adetlerini, yaşam ve çalışma alanlarını ajite etmeden, dramaya bulaşmadan, kimseyi nesneleştirmeden, “hane” içerisinden sunmayı amaçladık. 

Resim, fotoğraf, video ve yerleştirmelerle donanacak bu sergide seks işçiliğinden başka çare bırakılmayan, başka çaresi varmış gibi suçlanan, mesleklerinden dolayı barınma hakları ellerinden alınan, görünümleri ve cinsel kimliklerinden dolayı eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi birçok temel hizmetlerden mahrum kalan, buna rağmen çoğu insanın algısında yer bulamayan fakat; hepimiz gibi yaşamaya çabalayan bu kadınların sizlere anlatacakları var. Umarız siz de sizler uyurken bu kentin caddelerini mesken tutan, bu kentin “öteki” sakinlerinin emekleriyle yaratılmış bu amatör sergiden keyif alırsınız.

08-11 Mayıs 2013

ODTÜ Kültür ve Kongre Salonu

Daha Büyük Görüntüle Haber/İlgi Bağlantıları; https://www.facebook.com/etkinlik/odtu...

Ege Üniversitesi Cultural Studies Symposium ve LeGeBiT'in ortaklaşa organize ettiği Benim Çocuğum'un gösterimi ve ardından ,yönetmen Can Candanla söyleşi gerçekleştirilecek.
 

Herkese açık ve katılım ücretsiz.
Tarih: 8 Mayıs Çarşamba

Yer:Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Konferans Salonu


Haber/İlgi Bağlantıları; https://www.facebook.com/events/603567576321060/?ref=3

BENT

“Sizin ve benim yaşamamız gerekli değildir, ama Alman halkının yaşaması gereklidir. Ve Almanya sadece savaşırsa yaşayabilir, çünkü hayat savaşmak demektir. Ve sadece içindeki erkekliği korursa savaşabilir. Sadece disiplinli olursa erkekliğini koruyabilir, özellikle aşk konularında. Özgür aşk ve yozlaşma, disiplinsizdir. Bu yüzden, halkımızı incitecek her şeyi reddetiğimiz gibi sizi de reddediyoruz. Aklından eşcinsel düşünce geçen insan bile bizim düşmanımızdır.” Mayıs 14, 1928. Nazi Partisinin resmi açıklaması.

D22 kadrosu, Amerikalı yazar Martin Sherman’ın Bent adlı eserini sahnelemeye hazırlanıyor. 1976 yılında yazılan Bent, faşizmin insanlık dışı yaptırımlarını cinsel kimlik üzerinden tartışıyor. Max, Rudy ve Horst’un özgürlükleri mücadelesi, seyirciye dönemin şiddet dolu ortamına dair yeni bir bakış açısı sunuyor.

(Subay Rudy’nin göğsüne vurur. Rudy çığlık atar)
Subay: Arkadaşın mı?
Max: Hayır.
(Sessizlik)
Subay: Vur ona. (Max Subay’a bakar.) Böyle. (Rudy’nin göğsüne vurur. Rudy çığlık atar)
Subat: Vur ona. (Max kımıldamaz.) Arkadaşın mı?
Max: Hayır. (Gözlerini kapar. Rudy’nin göğsüne vurur. Rudy çığlık atar.)
Subay: Gözlerini aç. (Max gözlerini açar.) Tekrar. (Max Rudy’nin göğsüne vurur.) Tekrar! (Max Rudy’nin göğsüne vurur, ve tekrar ve tekrar...) Yeter. (Rudy’yi yere, Max’in ayakları dibine iter.) Arkadaşın mı? Max: Hayır.
Subay: (Gülümser.) Hayır.
http://tiyatrod22.com/images/bg/05.jpg

D22 Tiyatro Grubu, ilk oyunları Bent’in prömiyerini 1 Mart’ta gerçekleştirdi. Yönetmenliğini Meltem Cumbul’un yaptığı oyun, Nisan ayında da Hamursuz Fırın’da oynanacak.



97'de filmi yapılan Bent'de Clive Owen ve Mick Jagger başroldeydi.

Film'den;

 


Haber/İlgi Bağlantıları;  http://tiyatrod22.com/#fourth
http://www.biletix.com/etkinlik/PBN02/ISTANBUL/tr


"Yırtık Bohça”
Esmeray’dan kendiliğinden hikayeler…

Gökkuşağına neden koşulur?
Uğur böceği uçar, ne uçmaz?
Trans kadın partneri gay değilmiş, eşcinsel değilmiş, heteroseksüel değilmiş, anam bacım ya neymiş?
Bir amca aynı zamanda nasıl “çok güzel bir kadın” olabilir?
Subay, a
hali, garson, bulaşıkçı, patron, taksici nasıl aynı hikayede buluşur?
Kimin bacağı daha güzeldir?
Esmeray’a verilen çiçek Mehmet’ten nasıl geri alınır?

Namusu oturttular baş köşeye, ahlak kaçtı dip köşeye! Aman Esmeray’ı dinlerken kaçmayın bir yere!
Tarih:26 Nisan Cuma Saat: 18:00
-----------------------
Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Haftası kapsamındadır.
Biletler: 10 TL
İletişim: bilkentkadincalismalari@gmail.com

Bilkent Üniversitesi dışından gelmeye niyetli arkadaşların mail atmaları ve isimlerini yazdırmaları kapıda kolaylık sağlayacaktır. Teşekkür ederiz, hep neşeyle!



Haber/İlgi Bağlantıları; https://www.facebook.com/events/466570130077781/

Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği tarafından Şubat 2012’de yayınlanan “80’lerde Lubunya Olmak”, dernek tarafından hazırlanan Sözlü Tarih dizisinin ilk kitabıydı. 90’lı yıllara kadar görmezden gelinip yok sayılan LGBT bireylerin -başta 1980 Askeri Darbesi olmak üzere- yaşadıkları kötü deneyimler, uğradıkları ayrımcılıklar ve her şeyiyle “lubunyalar”ın o tarihlerdeki yaşamları 9 trans kadının anıları ile okuyucuya aktarıyordu.
Çalışmanın Türkiye’de bir LGBT tarihi, LGBT belleği oluşturmak namına sunduğu katkı serinin“90’larda Lubunya Olmak” isimli ikinci kitabı ile devam ediyor. Bu kez 19 tanıklığın yer aldığı çalışmada, LGBT bireylerin ilk kez bir araya gelmeleri ve kendi içlerinden örgütlenmeleri hikâye ediliyor.
İlklerin yaşandığı bir dönem olan 90’lar Onur Yürüyüşü, örgütlenme denemeleri, tematik dergiler gibi pratiklerin ortaya çıkışına ve günden güne büyümesine sahne oluyor. LGB bireylerden farklı olarak harekete, açıktan ve sokaktan katılarak, hatırı sayılır bir ivme kazandıran trans kadınların deneyimleri ve 90’lı yılların önemli köşe taşlarından Ülker Sokak Olayları da kitabın başlıca konuları arasında.
Kitap ayrıca, özel televizyonlardan başlayarak, tüm kitle iletişim araçlarındaki LGBT temsili, devletin LGBT bireylere uyguladığı sistematik şiddeti ve dönemin LGBT kültürü açısından önemli olan bar, kulüp, hamam ve parklarına kadar tarihe not düşülmesi gereken tüm detaylarını da bir araya getirme özelliği taşıyor. “90’larda Lubunya Olmak” Siyah Pembe Üçgen’den ve diğer tüm LGBT derneklerinden temin edilebilir.


Haber/İlgi Bağlantıları; Siyahpembe 90larda-lubunya-olmak

Yazan: Philip Ridley
Çeviren: Seda Yıldız
Yöneten: Sami Berat Marçalı
Yönetmen Yardımcısı: Gözde Kocaoğlu
Proje Ekibi: İbrahim Çiçek, Erbil Çokeker, Gül Arıcı
Oynayanlar: İpek Bilgin, Barış Gönenen

En sevdiğin en tanıdığın mıdır? Bilmem. Ya bir gün ardında "eski ve kullanılmayan" sırlar bırakarak kaybolursa? Olabilir. İki yabancıyı ne birleştirir? Sevmenin veya yaşadığın "şey"in yasak olduğunu hissetmek mi? Sanmam.

Uğrak yeri; "mahalle baskısının" bireylerdeki psikolojik ve fizyolojik sonuçlarını sorguluyor. Bu baskıyı yaşatan bizler için, yaşayanların hayatına bir pencere açıyor.

Esmeray, Yırtık Bohça isimli oyununu Tiyatro Medresesi için sergileyecek.
 
Tiyatro Medresesi, İzmir’in Şirince köyünde kurulmuş, uluslararası bir araştırma, yaratım ve gösteri merkezidir. Tiyatro Medresesi sanatçıların, araştırmacıların, sanatseverlerin destekleriyle varlığını sürdürmeye çalışıyor.

TARİH: 28 MART PERŞEMBE 20:30
YER: İTÜ MAÇKA KAMPÜSÜ İŞLETME FAKÜLTESİ TİYATRO SALONU (Salona nasıl ulaşılır?)
Bilet Fiyatları Tam: 30TL, Öğrenci: 20TL
Detaylı bilgi ve rezervasyon için:
info@seyyarsahne.com  veya 0531 696 41 09


Haber Bağlantıları;Tamamı>> KaosGL

Esmeray’dan kendiliğinden hikayeler…

Gökkuşağına neden koşulur?
Uğur böceği uçar, ne uçmaz?
Trans kadın partneri gay değilmiş, eşcinsel değilmiş, heteroseksüel değilmiş, anam bacım ya neymiş?
Bir amca aynı zamanda nasıl “çok güzel bir kadın” olabilir?
Subay, ahali, garson, bulaşıkçı, patron, taksici nasıl aynı hikayede buluşur?
Kimin bacağı daha güzeldir?
Esmeray’a verilen çiçek Mehmet’ten nasıl geri alınır?

Namusu oturttular baş köşeye, ahlak kaçtı dip köşeye! Aman Esmeray’ı dinlerken kaçmayın bir yere!
 


Haber Bağlantıları; https://www.facebook.com/events/303827083042183/

    • 16 Mayıs 2012 Çarşamba
    • 20:30

  • Bir Kadın... ...ilk kez dansa kalkıyor, ikincisini reddediyor, yirmi üçünde evleniyor, cinci hocaya gidiyor, büyü yapıyor, jinekolojik muayeneden geçiyor, aldanıyor, intikam yemini ediyor... Bir Kadın... kumpas kuruyor, adam tutuyor, çocukları alıp evi terk ediyor, zar zor iş buluyor, ev kuruyor, ödül alıp tatile gidiyor, dava açıyor, savunuyor, kırkında boşanıyor... Bir Kadın... uyanıyor ve soruyor: Hayatı boyunca kaç kez uyanır insan? Oyun gerçek bir hayat hikayesine dayanmaktadır. Doğal anlatıcı, bir dizi söyleşi çerçevesinde hikayesini anlatmış, ardından yazar Sevilay Saral da bu söyleşilerde oluşan malzemeyi sahnelemeye dönük olarak yeniden yorumlamış ve biçimlendirmiştir.


    "Benim Çocuğum" çocukları LGBT bireyler olan Türkiyeli bir grup cesur ve ilham verici anne ve babanın deneyimleri ile ilgili yapım aşamasında olan uzun metrajlı bir belgesel filmdir. BGST-Tiyatro Boğaziçi olarak "Bir Kadın Uyanıyor" oyunumuzu bu kez bu projenin tamamlanması için gereken bütçeye katkıda bulunmak için oynuyoruz.

    16 Mayıs 2012 Çarşamba, 20:30

    Maya Sahnesi
    (İstiklal Caddesi Halep Pasajı, Kat:2)

    Biletler* Maya Sahnesi gişesinden alınabilir.

    Rezervasyon: 0 212 252 74 52, 0 535 646 04 44

    *Bu gösterim filme destek kampanyasının bir parçası olduğu için bilet fiyatları çeşitlidir. Vermek istediğiniz desteği siz belirleyin: 25TL, 50TL, 100TL veya 200TL

    Yazan-Reji: Sevilay Saral
    Oynayan: Aysel Yıldırım
    Işık- Efekt: Gülcan Küçük, Zilan Kaki
    Dekor - Kostüm: Ayşan Sönmez, Nilgün Ilgıcıoğlu, Özlem Pehlivaner
    Müzik: Diler Özer, Feryal Öney, Ülker Uncu
    Kostüm: Nilgün Ilgıcıoğlu, Özlem Pehlivaner
    Görüntü: Pınar Özkul
    Afiş Tasarımı: Filiz Bilmiş


Haber Bağlantıları;

Sanat Yönetmeni: Bahattin Sağlam
Kapsam: 15. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali
Tarihler: 11 Mayıs - 31 Mayıs 2012
Açılış: 11 Mayıs 2012 Cuma / 19:00
Yer: Kızılırmak Sineması
Adres: Kızılırmak Sokak No: 21 Kızılay / ANKARA
Telefon: 0312 425 53 93
 


https://mail-attachment.googleusercontent.com/attachment/u/0/?ui=2&ik=e0e6192ca1&view=att&th=136e99e4a1c34028&attid=0.1&disp=inline&safe=1&zw&saduie=AG9B_P-sLISO2KBFtrle-0VbtCcF&sadet=1335363223805&sads=wYE-5mqSIzHMzwRnPHFRQNjRmlM&sadssc=1 Aysun Öner'in iki yıl süreyle üzerinde çalıştığı “TransHayat” adlı fotoğraf projesi, 2009 yılında Cihangir Daire Sanat'ta "Klasik" adlı bir karma sergide, 2010 yılında 20. İstanbul Sanat Fuarı - ARTİST 2010’da "Karşı Sanat Çalışmaları/Alternatif Platform" alanında projeden seçkiler yapılarak sergilendi. TransHayat 15. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali” kapsamında ilk kez kişisel sergi olarak sanatseverlerle buluşuyor. Serginin sanat yönetmenliğini Bahattin Sağlam üstleniyor.


Aysun Öner bu çalışmasıyla, heteroseksüeller gibi travesti ve transseksüel bireylerin de toplumda ve iş yaşamında kolaylıkla var olabildikleri bir dünya düşü kuruyor. 
Çalışmasını “bir ezber bozma denemesi” olarak nitelendiren sanatçı, ekliyor:

“Kapitalizmin kurumları nasıl ki düşüncelerimizi istediği forma sokmak için görsel sanatları kullanıyorsa, biz sanatçılar da görsel sanatları alternatif düşüncelerimizi anlatmak ve hafızalardaki ezber görüntüleri yıkmak için kullanabiliriz.”


Aysun Öner hakkında:
1981 senesinde Ankara’da doğan ve İTÜ (İstanbul Teknik Üniversitesi) Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü mezunu olan Aysun Öner, daha sonra ODTÜ (Orta Doğu Teknik Üniversitesi) Kadın Çalışmaları Yüksek Lisans Programı’nda öğrenim gördü.
Öner, öğrencilik yıllarında amatör olarak yöneldiği fotoğrafçılığı proje eksenli çalışmalarla bugüne değin sürdürdü. Bir süre İFSAK üyesi de olan fotoğrafçı, 2002 senesinde ilk fotoğraf sergisini (Memleketimden İnsan Manzaraları) Thessaloniki Photograph Center’da açtı. Yine aynı yıl içersinde, Pireus Bank Kültür Merkezi (Selanik)’de açılan Balkan Fotoğrafçıları Grup Sergisi "Awarding Balkan Poets (Balkan Şairlerini Anmak)"e katıldı.

2008 senesinde, KargART’ta, bir altkültür ürünü/uzantısı olan Stencil Graffiti temasını, İstanbul’daki Stencil Graffiti kültürü bağlamında işlediği fotoğraflardan oluşan ve (İstanbul Baskısı) adını verdiği ikinci kişisel fotoğraf sergisini açtı. Aynı sergi 2009 yılında AFSAD’da tekrar sergilendikten sonra İstanbul 2010: Avrupa Kültür Başkenti organizasyonu kapsamında da sergilendi. Yine aynı sergi 2010 senesinde İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral İstanbul'da "Old/New New/Old" başlıklı Uluslararası 
bir organizasyonda sanatseverlerle buluştu.
2011 yılında 14. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali'nde, ODTÜ (Orta Doğu Teknik Üniversitesi)'de sergilenen, "redfotoğraf"ın küratörlüğünü yaptığı (Mücadelede Kadın) başlıklı fotoğraf sergisinin genel koordinasyonunu üstlendi.
Ayrıca sanatçı, İstanbul başta olmak üzere çeşitli illerde açılan birçok karma sergiye de katıldı.

Fotoğraf sanatına, fotoğraf çekmek dışında fotoğraf üstüne düşünüp tartışarak da katkı sunmaya çabalayan sanatçı; 2008 senesinde Galata Fotoğrafhanesi (Fotoğraf Vakfı)’nde, farklı disiplinlerden (sinemacılar, akademisyenler, tiyatrocular, yazarlar, müzisyenler vb.) konuklar aldığı ve ayda bir gerçekleştirilen "Her Telden Fotoğraf Sohbetleri" isimli bir söyleşi dizisi düzenledi.
Sinemayla da ilgilenen Öner, kısa film ve belgesel alanlarında çeşitli çalışmalara da imza attı.
Sanatçı, bir süredir çalışmalarına Ankara'da devam etmektedir.




Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, Trans Erkek / Kadından Erkeğe Transeksüellerin Deneyimleri kitabını yayınladı. Aras Güngör tarafından hazırlanan kitapta 8 trans erkek bireyin deneyimleri var.

Istanbul LGBTT Dayanışma Derneği'nin Facebook Sayfasından Pdf Olarak Paylaşıldı. 
http://www.upload.gen.tr/d.php/www/ic01ot14/Kitap_Transerkeklik01.pdf.html


Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, Trans Erkek / Kadından Erkeğe Transeksüellerin Deneyimleri kitabını yayınladı. Aras Güngör tarafından hazırlanan kitapta 8 trans erkek bireyin deneyimleri var.
Güngör kitabın hazırlanma fikrini önsözde “Türkiye’de ve dünyada hem LGBT hareket içinde hem de toplumsal alanda trans erkek görünürlüğünün bu denli az olması ve dahası medyada çok az rastladığımız trans erkek haberlerinin benim yaşamıma dokunduğu gibi başka insanların hayatlarında da önemli bir dönüm noktası olduğu inancıyla bu kitabı hazırlama fikri çıktı ortaya.” diye anlatmakta.
Kitapta trans erkeklerin çocukluktan, okul hayatına, iş yaşantısından, ailelerine, hukuki süreçlerinden ameliyat süreçlerine ne gibi zorluklarla karşılaştıklarını anlatıyor.
Kitapta trans erkeklerin tıbbi süreçlerini Doçent Doktor Serdar Nasır anlatmış, kitabın “trans geçiş süreci ve hukuka genel bakış” kısmını da Avukat Sinem Hun hazırlamış.
Bilinen ilk trans erkek deneyimi Jake Bee Garland’ın kısa hayat hikayesine de yer veren kitapta trans sözlüğü de yer almakta.
Bu alanda yayınlanmış ilk Türkçe kitap olma özelliğini taşıyan kitap trans erkeklikle ilgili Türkçe kaynak sıkıntısını da kırmayı amaçlıyor.
Kitabın Tennur Baş’a ait kapak tasarımında transerkeklerin hangi terimlerle yaftalandıklarına/etiketlendiklerine dikkat çekilmiş.
Kitap Türkiye’deki tüm LGBT derneklerinin ofislerinden ücretsiz olarak edinilebilir.*

Haber Bağlantıları; http://pembehayat.org/trans-erkek-deneyimleri-kitaplastirildi/

15.04.2012Post image for LKM Sineması: Çilek ve Çikolata
Tarih: 15 Nisan Pazar
Saat: 16.30
Yer: LKM (Lambdaistanbul Kültür Merkezi)

Yönetmenler: Tomas Gutierrez Alea, Juan Carlos Tabio
Oyuncular: Jorge Perugorria, Vladimir Cruz, Mirta Ibarra
Orijinal adı: Fresa y Chocolate
Yapım: Küba, ABD, İspanya, Meksika
Süre: 111 dk
Yapım yılı: 1994
David yakışıklı, dürüst ve sinirleri gergin bir sosyoloji öğrencisidir. Komünist Küba hükümetinin gençlik kollarında aktif olarak çalışmakta olan David, şimdiden belli olan bir geleceğe düz, dar bir yoldan ilerlemektedir. Bir gün tamamen tesadüfen, bu tipik ‘devrim çocuğu’ dondurma almaya giderken hiç tanımadığı birine rastlar. Sıcakkanlı, komik Diego’da yaşamdan zevk alan, ne istediğini bilen ve her şey hakkında bir fikre sahip olan kişilerin parıltısı vardır. Diego bir heykel sanatçısıdır, çok okur, Maria Callas plakları dinler, sanattan coşku duyar ve hep doğru soruları sorar. Üstelik ikisi, cinsel yönden de birbirinin taban tabana zıttıdır: David heteroseksüeldir, Diego ise eşcinsel olduğu gibi ayrıca David’i de gözüne kestirmiştir! Yağ ve su gibidirler… ya da çilekle çikolata gibi…

Haber Bağlantıları; http://www.lambdaistanbul.org/s/etkinlik/lkm-sinemasi-cilek-ve-cikolata/
Blogger tarafından desteklenmektedir.