Transeksüel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

 Mehtap, ‘Almodovar’ filminden çıkıp gelmiş bir kadın gibiydi
Doğduğum topraklardan mı, genetik mi, yetiştirilme tarzım mı, bir tahtamın eksik olmasından mı bilemiyorum... Ama kendimi bildim bileli, dışlanana, dışarıda kalana, farklı olana ilgi duydum, onları merak ettim. Ne yapıyorlar, nasıl yaşıyorlar, neler hissediyorlar. O yüzden üç gün üç gece geçirdim travestilerle. Yeni isimleriyle, trans kadınlarla. Başka şeylere yormanıza gerek yok, yapmaya çalıştığım şey, anlamaya çalışmak ve sizlere aktarmaktı...

Gecenin bir yarısı.
Bomonti’de ıssız bir sokak.
İnce uzun bir apartman.
İçeri dalıyorum, o daracık merdivenleri tırmanırken nefes nefese kalıyorum.
Çık çık bitmiyor.
Kirası ucuz diye, travestiler asansörsüz binalarda oturuyor.
Zili çalıyorum./_np/5614/13305614.jpg
Daha zili çalarken kaçıp gitmek istiyorum, heyecandan ölüyorum... Yalan!
Ben alenen korkuyorum, kalbim küt küt atıyor.
Çünkü neyle karşılaşacağımı bilmiyorum.
Ama işte korkunun ecele faydası yok.
Kapı açılıyor.
Ve karşımda Mehtap.
AYŞE MİSİN? GEL İÇERİ
Oh my god!
Bu da ne!
Ben nerdeyim?
Bu kim?
Bu nasıl uzun bacaklar!
Mini etekle ne kadar şahane görünüyor.
Beni şöyle bir baştan aşağı süzüyor, “Ayşe misin?” başımla evet işareti yapıyorum, “Gel içeri” diyor.
Ve ben Mehtap’ın açtığı kapıdan travestilerin dünyasına dalıyorum.
BEDENİNDE İKİ CİNSİYETİ BARINDIRMAK
Benden genç.
Benden daha güzel, daha seksi ve daha komik.
O, yüzde yüz bir Almodovar kadını.
Palavra sıkmanın manası yok, bu diziyi yapmaya karar verdiğimde, toplum tarafında dışlanmış bir kesimin çektiği acıları yansıtmak, yaşadıkları zorluklara ayna tutmak gibi ulvi bir amacım yoktu.
Her şeyin tek bir sebebi var: Merak.
Yeni şeyler öğrenirken heyecanlanmak.
Allah’tan gazetecilik bana farklı dünyaları tanıma fırsatı veriyor.
Oldum olası, bedeninde hem bir erkeği, hem kadını barındıran bu kadınları merak ettim.
Tedirginliğim hâlâ devam ediyor.
Mehtap’ın evi, İzzet Çapa’nın kulüplerine benziyor, alengirli ve şık duvar kağıtları, enteresan bir lamba, siyah bir geniş bir koltuk.
Mehtap, İstanbullu ve eğitimli.
Ona bir travesti dosyası yapmak istediğimi anlatıyorum, o ve arkadaşlarıyla mümkünse üç gün üç gece geçirmek istediğimi söylüyorum.
Ajda Pekkan da böyle olmuştu, Mehtap’tan gözlerimi alamıyorum, görüntüsünde bir erkeklik izi arıyorum, küçücük de olsa, bulamıyorum; yok.
Baştan aşağı kadın.
Güzel, cazibeli, seksi, havalı, incecik bir kadın.
Suratına bakınca, “Bu aslında erkek!” diyebileceğiniz biri değil yani.
“Ama ameliyatlı değilsin di mi?” diye soruyorum.
“Hayır şekerim, yerinde” diyor, “Gerektiğinde kullanıyorum!”
Sesi  erkek gibi değil, ama kadın gibi de değil.
Fakat müthiş esprili ve zeki.
Cart diye lafı yapıştırıyor.
FIRÇAYI AL TUVALETİ TEMİZLE
O sırada eve Gülay geliyor, o da travesti. Tiyatrocu. Sonra alt komşusu Pınar. Çay içiyoruz birlikte. Oysa insan zannediyor ki bu arkadaşlar hiç durmadan içerler, alakası yok...
Evleri de mis gibi.
Şık, tertipli, düzenli.
Kadın eli değmiş yani.
Bana uzuuun uzuuun dünyalarını anlatıyorlar.
Mehtap seks işçisi ama müşterilerini seçme lüksüne sahip. Havalı bir internet sitesi var. A ve P yazıyor. Ben de salak olduğum için anlamıyorum, hem aktif hem pasif anlamına geliyormuş.
Birazdan sohbet başlıyor, Mehtap müşterilerini anlatıyor.
Çiftler de geliyormuş, erkekler de, lezbiyenler de, mazoşistler de...
“Nasıl yani?” oluyorum.
İçeriden bir kemer getiriyor, “Bununla vurmamı isteyenler oluyor” diyor, “Bir böyle bir grup var. Sonra eve girdiği anda mazoşist olduğunu anladığım ve direkt, “Yer kovasını ve fırçayı al, tuvaleti temizlemeye başla” dediğim grup. Onların seks filan istediği yok. Bir kadın emir versin, onu bunu yap desin, azarlarsın, bayılıyorlar, sonra ayaklarımı ovduruyorum. Grup seks için gelenler de var, lezbiyenler de var. Anlayacağın, her tür müşterim var...”
Kendi korkularımı rahatlamaya yönelik bir soru soruyorum.
KEDİLER GİBİ KARŞILIKLI KORKUYORUZ
“Peki tehlikeli değil mi?”
“Tabii ki tehlikeli” diyor “Ama hayatımı kazanabilmek için yapabileceğim başka bir şey yok. Tuhaf bir içgüdü geliştiriyorsun, bir iç sesin oluyor, o seni tehlikeden koruyabildiği kadar koruyor. Zil çalınca aşağıya bakıyorum ve gelenin, yukarıdan röntgenini çekmeye çalışıyorum. Ama şöyle de bir şey var, gelenler benden daha heyecanlı oluyor, kediler gibi önce karşılıklı korkuyoruz, sonra o korkuyu aşıyoruz. Yeni insanlar tanımak zevkli oluyor, ama bazen de öyle zamanlar geliyor ki, bu işin çekilecek yanı kalmıyor. Yurtdışından da müşterilerim var.”
Bir an afallıyorum, “İyisin, hoşsun ama çok güzel Rus kızları var, sen de netice de kadın değilsin, bir erkek seni neden tercih eder?” diyorum.
“Ooooo sen çok safsın!” diyor. “Adamın fantezisi bu. İkisi bir arada. Bir bedende her şeyi istiyor!”
Bana o gece, orada, bir sürü şey anlatıyorlar.
Bütün hayat hikayelerini.
Birlikte üzülüyoruz, gülüyoruz, bir sürü şeyden konuşuyoruz.
Ve sonra ben ayrılıyorum...
MANİKÜR PEDİKÜR YAPTIRIYORUZ
Şimdi sıra bende.
Ben onları davet ediyorum.
“Ama ben evli barklı bir kadınım, sizi öğleden sonra çayına bekliyorum, gece olmaz” diyorum.
Ve onlara bir sürprizim var, Mehtap’la Gülay’a.
Mahalle berberine telefon açıyorum, “Evde üç kadın olacağız, manikür ve pedikür yaptırmak istiyoruz, mümkün mü? Ha bir de fön çektireceğiz” diyorum.
“Tamamdır, arkadaşları birkaç saate göndeririz” diyorlar.
Mehtap ve Gülay geldiğinde, evde bin yıldır evimizin her şeyi olan Leman da var. Leman hayatında ilk defa travesti görüyor ve ne yalan söyleyim, önce hiç hoşlanmıyor, pek temkinli, onlar ne yese içse bakıyorum bulaşık makinesine sokuveriyor, yetmiyor çamaşır suyuyla yıkıyor.
“Ne ayıp yaptığın!” diyorum.
Yavaş yavaş o da alışıyor.
Evin içinde üç kadın inanılmaz güzel vakit geçiriyoruz.
Emre de fotoğraf çekiyor.
Mehtap o kadar hoş, o kadar çekici ki, yazık Emre de beni korumaya çalışıyor, “Sen de üzerine hoş bir şeyler giysene, şöyle öne gelsene” diyor.
Mehtap’la elbiselerimi paylaşıyorum, benim kıyafetlerim ona daha çok yakışıyor, giyinirken poposu görünüyor, üzerinde ince bir g-string var, “Ne kadar güzel popon var, bacaklarında da hiç selülit yok!” diyorum.
“Dalga mı geçiyorsun, tabii ki olmaz, ben erkeğim!” diyor.
Fakat memelerini uzun saçlarıyla utangaç bir şekilde kapatıyor.
Ayna karşısında hep birlikte makyaj yapıyoruz.
Leman’ın böreklerini yiyoruz, kanepeye yayılıp sohbet ediyoruz.
Yavaş yavaş yaşadıkları zorlukları öğreniyorum.
En komiği de, manikür pedikür aşamasında yaşanıyor.
Gelenler şok yaşıyor.
Biz gülüyoruz.
Ben Mehtap’ın ayaklarına takıyorum, “Büyükmüş, güzel değilmiş!” diyorum, bozuluyor, “Sen kendi ellerine bak” diyor, “Manav eli gibi!”
Yine gülüyoruz.
Evde şık şık giyindikten sonra kendimizi Nişantaşı sokaklarına vuruyoruz.
O macerayı da yarın anlatırım artık...
Bu toplumda sokak köpekleri kadar değerimiz yok 
Devamı >>

Pakistan’da cinsiyet değiştiren kişileri üçüncü bir cins olarak kabul etme eğilimi resmiyet kazanıyor. Pakistan Yüksek Mahkemesi nüfus kağıtlarındaki cinsiyet hanesine “transseksüel” yazılması önerisinde bulundu.

Karar, kimliklerine “erkek ya da kadın” yazılan ülkede “Kuşra” denilen 50 bin kadar travesti ve transeksüel arasında memnuniyetle karşılandı. Muhafazakar bir toplum olmasına rağmen Pakistan’da karara çok az tepki geldi. Bunun ardında Kuşra’ların Pakistan toplumunda 16’ıncı yüzyıldaki Moğollar döneminden beri özel bir yeri olması. Pakistan’ın İslami toplumu, festival ya da düğünlerde dansçı olarak ün yapan “Kuşra” transseksüellere tolerans göstereriyor. Mahkeme ayrı kimlik çıkardığı transseksüellere bir de görev seçti. Mahkeme “özel yetenekleri” nedeniyle transseksüellerin vergi toplama memuru olabileceğini bildirdi. Nitekim vergisini ödemek istemeyenler, kapısına gelen transseksüel vergi memurunun rezalet çıkarmaması için fazla direnmiyor.

Bursa'da 13 yaşındaki kardeşini, cinsel deneyim yaşaması için bir transseksüele götürdüğü iddia edilen motor ustası ağabey ile çocukla cinsel ilişkiye girdiği öne sürülen transseksüel için ilk duruşmada tahliye kararı çıktı. Transseksüel Seyhan 'nın ve ağabey 24 yaşındaki Mehmet Orhan A.'nın, "Çocuğun nitelikli cinsel istismarı" suçlamasıyla tutuklanmasına neden olan olay, eylül 2010 da yaşanmıştı.

Olaydan bir süre sonra Gökkuşağı Derneği eski üyeleri Seyhan'ı kınamak için gösteri düzenlemişlerdi.

İlgili Haberler
 Kardeşine travesti ile ilişki yaşatmak istedi ağır cezalık oldu
Travestiyi tahliye ettiren savunma: Heyecandan bir şey olmadı ki!



Bursa'da,‘Travestileri Lezbiyenleri Transseksüelleri Eşcinselleri Koruma Derneği üyeleri, yaşı küçük erkek çocuğuyla cinsel ilişkiye girdiği suçlamasıyla tutuklanan travesti Seyhan Aydoğan'ı kınadılar.

Bursa'da geçen Eylül ayında 13 yaşındaki erkek çocukla cinsel ilişkiye girdiği iddiasıyla gözaltına alınan Seyhan Aydoğan, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Seyhan Aydoğan’ın önümüzdeki Salı günü 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi’de başlayacak olan yargılaması öncesi Gökkuşağı Derneği Başkanı Öykü Evren ve dernek üyeleri, bugün Orhangazi Parkı’nda basın açıklaması düzenlediler.

Seyhan Aydoğan isimli travestinin yaşı küçük çocukla ilişkiye girmesine tepki gösteren Gökkuşağı Derneği üyeleri adına açıklama yapan Dernek Başkanı Öykü Evren, “Bir travesti arkadaşın cinsel istismar olayı, bizi bu açıklamayı yapmaya mecbur bıraktı. 13 yaşındaki erkek çocuğuna cinsel tacizde bulunan Seyhan Aydoğan’ın yaptığına Gökkuşağı Derneği olarak bizler de göz yummayacağız. Bu kişinin derneğimizle bir bağlantısı yoktur. Daha önce dernek üyesiydi ancak ev arkadaşının ’Küçük çocukları istismar ediyor’ uyarısı üzerine kendisini dernek üyeliğinden çıkardık” dedi.

Herhangi bir travestinin yaptığı yanlış bir davranışı, dernek olarak hoş göremeyeceklerini söyleyen Evren, şunları söyledi:

“O küçük çocuğunun ve dolayısıyla biz travestilerin her seferinde biraz daha mağdur edilmesine ortak olmaya devam edilmemesi gerekir. Bu nedenle bizler bu olayda travestilerin değil, yalnızca travesti Seyhan Aydoğan’ın sorumlu olduğunu vurgulamak istiyoruz. Kadın, erkek ya da travesti. Her kim olursa olsun çocuklara karşı cinsel istismarda bulunanlar en ağır şekilde cezalandırılmalıdırlar.”

İzmir Tepecik'teki genelevde çalışırken geçen mayıs ayında buradan ayrılan transseksüel 50 yaşındaki Serap Toman, kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tarafından boğazı kesilerek öldürüldükten sonra cesedi yol kenarına atıldı. Polis, cinayetle ilgili geniş çaplı araştırma başlattı.

Bugün, saat 07.30 sıralarında, Yeşildere Yolu ile 1038 Sokağın kesiştiği yerde kanlar içinde kadın cesedi görenler '155 Polis İmdat' telefonunu aradı. İhbar üzerine olay yerine gelen polisler, cesedin, ameliyatla cinsiyet değiştirip, pembe nüfus cüzdanı alan Serap Toman'a ait olduğunu belirledi.

Toman'ın, bıçakla boğazı kesilerek öldürüldükten sonra cesedinin yol kenarına atıldığı belirlendi. Araştırmada, Toman'ın yakındaki Tepecik Genelevi'nde uzun yıllardır çalıştığı, geçen Mayıs ayında ayrıldığı ve bir daha hiç uğramadığı ortaya çıktı. Toman'ın cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenip otopsi yapılması için İzmir Adli Tıp Kurumu Morgu'na kaldırıldı. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatan Cinayet Büro Amirliği ekipleri, Toman'ın iş, aile ve yakın çevresini mercek altına alırken, kim veya kimler tarafından ne amaçlı öldürüldüğünün belirlenmesi için çalışma başlattı.

Kadın Kapısı çalışanı ve İstanbul LGBT (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transseksüel) gönüllüsü Şevval Kılıç, polisin uygulamaya başladığı bonus sistemi ile ilgili özellikle Beyoğlu’nda cadı avı yaşandığını öne sürdü.

Kılıç, “Polis tinerciyi yakalayınca 5, uyuşturucu koklayıcıyı yakalayınca 10 puan kazanıyor. Bir transseksüeli yakalayınca 20 puan kazanıyor. Haftada 100 puan kazanan polis tatile gönderiliyor, maaşına prim olarak yansıyor. İnsanın en önemli haklarından dolaşım hakkının elinden alındığını bir düşünün. Geçen sene bilhassa Beyoğlu’nda cadı avı vardı” dedi.

Cinsel cinayetler

Bu konuda İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın hakkında suç duyurusunda bulunduklarını hatırlattı. “Hür Doğdum Hür Yaşar mıyım? Cinselliğimiz, Bedenimiz ve Şiddetle Mücadele” başlıklı panelde bir yıllık cinsel şiddet cinayeti hakkında hazırladığı raporu katılımcılarla paylaşan gazeteci Emine Özcan ise 349 insanın cinsel bedensel hak ve özgürlükleri nedeniyle öldürüldüğünü söyledi. Bu raporu son 1 yıldaki gazetelerin 3’üncü sayfalarını tarayarak oluşturduğunu belirten Emine Özcan, bu ölenlerin 13’ünün lezbiyen, biseksüel, transseksüel veya travesti olduğunu anlattı.

SİSTEME BAK

Haftada 5 transseksüel yakala, tatil kazan

Beyoğlu’nda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları polislere prim ve ikramiyeye dönüşen bonus sistemiyle ilgili suç duyurusunda bulunarak “Bu sistemin en büyük mağduru 20 puanla transseksüeller, insanların dolaşım hakkı elinden alınıyor” dedi.



Kaynak : Hürriyet


İtalya basının "dünyanın en güzel, en çok kazanan ve en çok arzu edilen transı" olarak duyurduğu Türk asıllı transseksüel, beraber olduğu ünlü isimleri açıklayabileceğini söyledi.

Pazarlama mezunu, 4 dil bilen ve 10 yıldır Milano’da yaşayan 30 yaşındaki Efe Bal’ın müşterileri arasında kariyer sahibi ve ünlü bir çok kişi yer alıyor.

Olay, Bornova ilçesi, Pınarbaşı semti Kemalpaşa Caddesi üzerindeki bir banka şubesinin yakınında meydana geldi. İddialara göre, Polat K., Ferhat T., Görkem Ç. ve Ender K., adlı 4 kişi, çalıntı olduğu belirlenen 35 AN 3975 plakalı araçla dolaşırken, 'Hicran' takma adını kullanan travesti E.G.'yi arabaya aldı. Bir süre arabayla dolaşan zanlılar daha sonra bıçakla tehdit ettikleri E.G.'nin üzerinde bulunan 300 TL parayı gasp etti. E.G.'nin durumu polise bildirmesi üzerine asayiş ekipleri harekete geçti.

Aysun Öner'in iki yıla yakın süredir üzerinde çalıştığı ve kişisel sergiye dönüştürme hazırlığında olduğu, 2009 yılında Cihangir Daire Sanat'ta açılan "Klasik" başlıklı sergi kapsamında ilk kez sergilenen "TransHayat" adlı fotoğraf projesinden yaptığı bir seçki, bu yılki temasını "Görünmeyen İstanbul" olarak belirleyen 20. İstanbul Sanat Fuarı -ARTİST 2010 kapsamında, "Karşı Sanat Çalışmaları - Altenatif Platform" altında yeniden sanatseverlerle buluşuyor. Serginin sanat yönetmenliğini Bahattin Sağlam üstleniyor.
Aysun Öner bu çalışmasıyla, heteroseksüeller gibi travesti ve transseksüellerin de toplumda ve iş yaşamında kolaylıkla var olabildikleri, başka bir deyişle “İstanbul’un görünen yüzü” olabildikleri bir dünya düşü kuruyor. Yalnızca böylesi bir düşü kurmakla kalmıyor, biz izleyenleri de adeta bu düşün içersine çekmeyi hedefliyor.
Çalışmasını “bir ezber bozma denemesi” olarak nitelendiren sanatçı, ekliyor: “Kapitalizm nasıl düşüncelerimizi istediği forma sokmak için görsel sanatları kullanıyorsa, alternatif düşüncelerimizi anlatmak için biz sanatçılar da görsel sanatları hafızalardaki ezber görüntüleri yıkmak için kullanabiliriz.” 

Aysun ÖNER, “TransHayat” Fotoğraf Projesi
Sanat Yönetmeni: Bahattin SAĞLAM
Kapsam: 20. İstanbul Sanat Fuarı -ARTİST 2010
Bölüm: "Karşı Sanat Çalışmaları" / Alternatif Platform / 8. Hol
Tarihler: 30 Ekim – 7 Kasım 2010
Yer: TÜYAP FUAR ve KONGRE MERKEZİ
Adres: E – 5 Karayolu, Gürpınar Kavşağı 34522 Büyükçekmece – İSTANBUL


Bursa’da motor ustası amca, 13 yaşındaki yeğenini ilk cinsel deneyimini yaşaması için bir hayat kadınının evine götürdü. Evden çıkınca durumlarını şüpheli gören ve mahallede devriye gezen polis, amca-yeğeni çevirdi. Amca durumu anlatınca, evdeki kadın da gözaltına alındı. Kadının transseksüel olduğu ortaya çıktı
Benzerine az rastlanacak türden olay, Bursa’nın Osmangazi İlçesi Çırpan Mahallesi’nde yaşandı. 24 yaşındaki motor ustası Mehmet A., 13 yaşındaki yeğeni M.A.’yı ilk cinsel deneyimini yaşaması için hayat kadını olarak tanıdığı 27 yaşındaki Seyhan A.’ya götürdü.
TRANSSEKSÜEL TUTUKLANDI









16 Ekim 2010
Nefrete karşı bir yasa lazım
Pembe Hayat Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti, Transseksüel (LGBTT) Dayanışma Derneği üyesi bir grup, “cinsiyet kimliği ve cinsiyet ifadesi” farklılığı nedeniyle suça maruz kalınmasının önlenmesini istedi.

Aralarında Kaos GL ve Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği’nin de bulunduğu grup, TBMM Dikmen kapısı önünde bir araya geldi. Ellerinde, “Transfobik harekete karşı bize bir yasa lazım”, “Nefret öldürür”, “Nefret cinayetlerine sessiz kalma” yazılı dövizler taşıyan eylemciler, sloganlarla TBMM’ye “Nefret Suçları Yasası” çıkarılması çağrısında bulundu. Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği Basın Sözcüsü Serra Can, “Son dönemde bize karşı gerçekleştirilen nefret cinayetleri konusunda son derece kaygılıyız. Zanlıların yakalanması sonrası kovuşturma evresinde adli birimler, ‘ağır tahrik’ indirimleriyle zanlıları ödüllendirilmektedir. Yasa yapıcılar ve karar vericiler ise var olan ayrımcı mevzuatı değiştirmemekte ve tarafımızca talep edilen Nefret Suçları Yasası için hiçbir adım atmamaktadırlar” dedi.

Pembe Hayat Üyeleri, Hakları İçin Meclis'e GidiyorPembe Hayat Derneği, trans bireylere yönelik nefret cinayetleri konusunda kaygılarını iletmek ve Nefret Suçları Yasası ile Ayrımcılık Karşıtı Yasa çalışmaları taleplerini dile getirmek için 15 Ekim'de TBMM önünde bir basın açıklaması yapacak ardından Sakarya'dan Yüksel Caddesi'ne yürüyecek.
Ankara - BİA Haber Merkezi
08 Ekim 2010, Cuma

Pembe Hayat Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti, Transeksüel Dayanışma Derneği, son dönemde trans bireylere yönelik gerçekleştirilen nefret cinayetleri konusunda kaygılarını dile getirmek


İstanbul’da resim öğretmeni olarak çalıştığı okuldaki baskı yüzünden işinden ayrılmak zorunda kalan transseksüel Esin öğretmen okula dönmek istiyor (Taraf)
Eskişehir Anadolu Üniversitesi’ni bitirip resim öğretmeni olarak İstanbul’da göreve başlayan ancak okul yönetiminden gördüğü baskılar sonucu işinden ayrılmak zorunda kalan transeksüel Esin öğretmen, tekrar okuluna dönmek istiyor. 22 yaşında başladığı görevini 2005

Transseksüelin aşkı sansüre takıldı
Bohemadlı Türk rock grubunun, bir transseksüelin yaşadığı aşkı anlattığı klibi, kanallardan veto yedi
25 Eylül 2010 Cumartesi, 14:03:13
HT MAGAZİN / ZAFER AKBAŞ
Kendi adlarını taşıyan ilk albümleriyle Türk rock müzik dinleyicisiyle buluşan ve kısa sürede sevilen grup Bohem’in ‘Sevmeyelim mi?’ adlı şarkısının klibi,

"Buralara yabancı olanların bilmediği bir sırra ev sahipliği yapıyorlar

İstanbul'daki transseksüel ve travesti genelevlerinin kapısını çalan ve gördüklerini aktaran Global Post, haberine şu cümleyle başlıyor:

"İstanbul'un en işlek caddelerinden birinin yakınında, bir dizi alelâde ev, buralara yabancı olanların bilmediği bir sırra ev sahipliği yapıyor. Bu evler İstanbul'un transseksüel ve travesti seks işçilerinden bazılarının çalıştığı genelevler..."

Gazeteport'un haberine göre, fotoğraflar eşliğinde transseksüel seks işçilerinin hikayelerinin ve sorunlarının anlatıldığı Huffington Post sitesinde de yer alan habere Nicholas Dynan'ın çektiği fotoğraflar da eşlik ediyor.

Haberde, bu transseksüellerin çoğunun başka alanlarda iş bulma şansları olmadığı için fuhuş yapmak zorunda kaldığı belirtiliyor ve Türkiye'de travestilerin ve transseksüellerin ayrımcılığa maruz kaldığı kaydediliyor. Transseksüeller için düzenli bir iş bulmanın zorluğuna dikkat çekiliyor.

Bu bir dizi genelevde çalışan seks işçilerinin 'şanslı' oldukları belirtilirken, İstanbul caddelerinde çalışmak zorunda kalan meslektaşlarına göre daha 'iyi' koşullarda bulunuyorlar. Genelevler dışında tüm travesti ve fahişelerin "polis tacizi, cinsel yollarla bulaşan hastalıklar ve şiddet tehlikesiyle karşı karşıya bulundukları" belirtiliyor.
Blogger tarafından desteklenmektedir.